EDİZ HUN

Dünyamızı ısıtanlar cezasız kalmayacak

Sevgili okurlar, Güney Afrika Cumhuriyetinin Durban kentinde 28 Kasım-09 Aralık tarihleri arasında yapılan 17. İklim Zirvesi’nde anlaşma, ancak son dakikada sağlanabildi. Zirve’de katılımcı ülkeler Güney Afrika, kalkınmakta olan ülkeler, ada devletleri ve AB Delegasyonu’nun yetkilileri, açıkladıkları çözüm önerileri üzerinde pazar sabahı olumlu bir konsensüse varabildiler.
Cumartesine kadar kadar geçen süreç tam bir hayal kırıklığı idi. Alman Çevre Bakanı Norbert Röttgen, Güney Afrika Delegasyonu’nun çözümlerle ilgili sunmuş oldukları raporu önemli bir adım olarak değerlendirdiğini, ancak ortak bir karar çıkmasının son derece şüpheli olduğunu açıklayarak, “Şartlar artık ittifakla bir sonuç bildirgesinin kabulü yönünde olmasını imkansız kılıyor, çünkü birçok BM delegesi ülkelerine döndüler” diye ümitsizliğini dile getiriyordu. Röttgen, gecikme ve olumsuz gidişattan ABD, Çin ve Hindistan’ı sorumlu tutuyordu. Fransız Çevre Bakanı Nathalie Kosciusco-Morizet ise “Çok kötü bir durumdayız, zaman darlığında başarısız olma tehlikesi ile karşı karşıyayız” şeklinde görüşlerini dile getirmişti.

İŞTE DÜNYAYI YAKAN 3 ÜLKE
Değerli okurlar, bildiğiniz gibi Çin 1 milyar 380 milyon, Hindistan 1 milyar 185 milyon ve ABD 314 milyon nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkelerini oluşturuyor. Neredeyse toplam dünya nüfusunun yarısına yakını bu üç ülkede yaşıyor. Ayrıca karbon salınımlarında da ilk sıradaki üç ülke olarak ön planda bulunuyorlar. Çin ve Hindistan’ın Kyoto Protokolü’ne karşı bir tavır almalarının asıl sebebi, hızlı kalkınma sürecini yaşıyor olmalarından kaynaklanıyor. Bu durum endüstrileşmede aşırı karbon salınımını gerekli kılıyor. “Kalkınmış ülkelerin tuzu kuru” diyerek, onların gelişme sürecinde aşırı karbon sarf ettiklerini vurguluyorlar.
Tekrar zirvedeki havaya dönersek, AB İklim Komiseri Connie Hedegaard yumuşamanın ilk sinyalini verdi: “Global bazda mesuliyet bilinci içinde somut kararlar alarak iklim değişikliğine sebep olan sera gazlarını azaltma çabalarımız devam edecektir.” Güney Afrika ve Brezilya da bu görüşe destek verdi. AB ülkeleri Durban’da 100’ü aşkın kalkınmakta olan ülke ve küçük ada devletleri ile tamamen aynı fikri savundular. Çin, Hindistan ve ABD ise görüşlerini değiştirmediler.
İklim bilimciler, ülkeler Kyoto Protokolü’nün yürürlükte kalması ve karbon emisyonlarının azaltılması hakkında ortak yaptırım uygulamazlarsa, 2100 yılına kadar sıcaklıkta 3 santigrad dereceden fazla bir artışın söz konusu olabileceğini belirtiyorlar. Bu durumda tarım veriminin çok düşeceği, karasal buz ve buz dağlarının erimesi sonucu deniz seviyesinin yükseleceği vurgulanıyor.

KURTULUŞ 2020 YILINDA
Ve pazar gününe kadar uzayan iklim değişikliğiyle mücadele oturumları, son dakikalarda sağlanan mutabakat ile çözüme ulaştı. Katılımcı ülkeler, hukuki yönden birbirlerini bağlayan, tüm ülkeleri sorumlu tutacak bir anlaşmaya yönelik görüşmelere 2012 yılının ikinci yarısından itibaren başlama, 2015’te ise nihayetlendirme konusunda uzlaştı. Bu anlaşma 2020 yılında yürürlüğe girecek.
BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekreteri Christiana Figueres, anlaşmayı tarihî bir karar olarak nitelerken, Avrupa Komisyonu’nun İklimden Sorumlu Komiseri Connie Hedegaard de “AB’nin stratejisinin işlediğini” kaydetti. ABD’nin İklimden Sorumlu Temsilcisi Todd Stern de meselenin iyi bir şekilde sona erdiğini ve “ilk kez gelişmekte olan ülkelerin iklim konusundaki yasal bir anlaşmaya bağlı olmayı kabul ettiklerini göreceklerini” söyledi. Greenpeace, küresel sıcaklık artışının olumsuz gelişebilecek etkilerinin nispeten az gerçekleşeceği bir düzey olan 2 santigrad derecenin altında tutulması hedefinin bu anlaşma ile imkansız bir hal aldığını vurgulayarak, dünyanın bir dizi sel felaketleri, kasırgalar ve belirli bölgelerde aşırı kuraklık gibi doğal afetlerle kaotik duruma sürüklenebileceği uyarısında bulundu. Greenpeace, zirvede gelişen noktanın, iklim değişikliğine karşı tedbir alma sürecini 10 yıl ertelediğini de dile getirdi.

ARTIK YETER, OYALAMASINLAR!
Kıymetli okurlar, 40 yıla yaklaşan çevre bilimci hüviyetimle söyleyebilirim ki, aynı endişeleri ben de taşımaktayım. Ne yazık ki, bu tarz zirvelerde büyük ve kudretli ülkeleri aynı safa çekmek için kabul edilemeyecek tavizler verilmektedir. Bu yıl Afrika’nın göbeğinde yaşanan kuraklıkla gelen açlık, Asya’daki sel felaketlerinin meydana getirdiği can kaybı ve maddi zararlar hafızalarımızda çok acı ve derin izler bırakmıştır. Tedbirler artık bir an evvel alınmalıdır. Oysa bazı ülkeler acımasız kalkınma yarışında doğayı umursamaz bir tavır içinde dünyamız ve yaşayanlarını zor bir geleceğe taşımaktadır. Temennim, büyük kayıplar yaşanmadan bu hatalı yoldan bir an evvel dönmeleridir.
Durban’daki en önemli gelişme, iklim değişikliğini frenleyecek karbon salınımlarını azaltma konusunda tüm ülkeleri sorumlu tutarak hukuki bir anlaşmaya yönelik çalışma yoluna girilmiş olmasıdır. Son oturumlarda başarının ilgili hükümetlerin gösterecekleri istek ve siyasi iradedeki olumlu yaklaşımlarla mümkün olacağı görüşü ağırlık kazandı. Ayrıca, bütün taraf ülkeler, Kyoto Protokolü’nün içerdiği vaatlere yönelik çalışmaların sürdürülmesi konusunda hemfikir oldular. Karbondioksit emisyonlarını nötralize eden Orman Ekosistemlerinin ve Okyanuslardaki Bitki Planktonlarının yok olmalarına karşı koruma tedbirlerinde ilerleme kaydedildi.

YANLARINA KÂR KALMAYACAK
Bir diğer olumlu yaklaşım ise gelişmekte olan ülkelerle, küçük ada devletlerinin iklim değişikliğinin etkileriyle baş edebilmelerine yardımcı olacak parasal fonların aktarımı konusunda gelişme sağlanması oldu. Bence en önemli gelişme; Durban’da son oturumlarda alınan kararlarla ekonomisi kuvvetli gelişmiş bütün ülkelerin gelecekte uluslararası hukuki bağlayıcılığı olan bir anlaşma taahhüdü altına girmiş olmalarıdır. Böylece yanlış, yapanın yanına kâr kalmayacaktır.

yazarın diğer yazıları

Dünyanın en çok konuşulan madeni: Altın
15.Aralik.2011,Perşembe
Doğaya meydan okunmaz
03.Kasim.2011,Perşembe
Depremde İstanbullu zor durumda kalacak
04.Ekim.2011,Salı
Kara altın: PETROL
05.Eylül.2011,Pazartesi
Sorunun sebebi EHEC değil
18.Agustos.2011,Perşembe
Siyanürle maden çıkarmak sağlıklı mı?
21.Haziran.2011,Salı
Radyasyonun etkisi 24 bin yıl!
30.Mayis.2011,Pazartesi
Tarım ilaçları zehirliyor
20.Nisan.2011,Çarşamba
 
Üye Ol

HABERİNİZ OLSUN Sitemize üye olun, gelişmelerden anında haberiniz olsun.

Bizi Takip Edin facebook twitter