Geçtiğimiz ay ilki yapılan Kartepe Perakende zirvesi, yerel perakendecilik açısından önemli olduğu kadar, perakende sektörünün geleceği açısından da önemli bir adımdı. Yıllardan beri bir türlü çıkmayan perakendecilik yasasını bir yana bırakacak olursak, TPF’nin hükümetin yetkilileri nezdinde son 2 yıldır aktif bir şekilde marketçilik kanalını temsil ediyor olması sektörün geleceğiyle ilgili iyimser bir hava oluşturmaktadır. Bu iyimser havanın tezahürünü her iki taraf açısından da Kartepe Zirvesi’nde çok net olarak gördük ve yaşadık.
Hükümet yetkilileriyle karşılıklı sektörün gelişimi, problemleri, sıkıntıları ve beklentileri dile getirildi. Yapılan açık oturumlar, paneller ve sunumlar keyifli idi. Zirveden pek çok perakendecinin kendisine katacak bir şeyler bulduğundan eminim. Konferans arasında pek çok masada yerel perakendecilerle sohbet etme imkânım oldu, bu sohbette sektörün geleceğinden mevcut durumlardan bahsettik. Genelde hemen hepsinin ortak sıkıntısı kalifiye personel, karlılık, verimli çalışamamak, fiyata dayalı rekabetin olumsuzlukları üzerineydi. Aslında resmin tamamına baktığımızda geçmişten gelen alışkanlıklarımızı ve iş yapış tarzımızı yeni gelişen durumlara tam olarak adapte edemediğimizi de görebilmekteyiz. Eskiye nazaran gelişme yok mu? Elbette var, ama yeterli değil. Herkes bir arayış içinde, geleceği planlama ve gelecekte neler olacağını kestirebilmek gerçekten zor, belirsizlikler ve sektördeki inanılmaz hızlı değişim pek çok kişiyi tedirgin ediyor, tehdit ediyor.
Başta Yunanistan olmak üzere İtalya, Almanya, Fransa gibi pek çok ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılar ve durağanlık 2012 yılı ile ilgili daha temkinli olma ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Perakende açısından duruma baktığımızda, sektör, özellikle de yerel perakendeciler büyümeye devam edecekler, etmek zorundalar. Bu büyümenin sağlıklı olabilmesi adına artık tecrübeye dayalı ve sadece ciro odaklı yönetimden, sisteme, bilgiye, karlılığa ve verimliliğe dayalı yönetime geçme zamanı geldi de geçiyor bile. Burada özellikle küçük yerel perakendecilere önerim şu olacak; artık büyükler karşısında sadece fiyata dayalı rekabeti sürdürebilmek pek mümkün görünmüyor, bu nedenle taze gıda dediğimiz ve iyi yönetildiğinde toplam cironun %40-45’ine kadar pay alabilen “şarküteri, et ve manav” reyonlarımız konusunda uzmanlaşalım, buraya yatırım yapalım. Yapılan araştırmalarda müşterilerin %45’inin taze gıda dediğimiz et-şarküteri ürünlerini nereden alıyorsa, genel alışverişlerini de oradan yaptıkları ortaya çıkmıştır. Üstelik bu bölümlerde sadece fiyat önemli değildir; fiyattan daha önemli olan tazelik, hijyen, damak tadı ve lezzet, yöresellik, görsel sunum, personel-müşteri ilişkisi gibi pek çok etken müşteri tercihinde fiyattan daha önce gelmektedir.
Bir diğer husus özellikle son yıllarda belirgin bir şekilde tedarikçi ve üretici boyutunda yaşanan mantalite değişimidir. Bundan beş yıl önce perakende sektörü için öngörülen görüşe göre, 2011 yılında perakende sektöründe ulusalların payının %70-80’lere çıkacağı, yerellerin payının ise %20-25’ler seviyesine gerileyeceği öngörülmekteydi. Ve hemen hemen bütün üretici, tedarikçi firmalar bu strateji ve öngörü üzerine ulusal perakendecilere yatırım yaptılar, yerelleri bu konuda daha az desteklediler. 2011 yılında ulusallara verilen saha dışı destek bedellerinin ciro içindeki payı %12’lerde iken, yerellerde bu oran %5’ler seviyesinde kaldığından da bu durum anlaşılmaktadır. Bugün geldiğimiz noktada ise beş yıl önceki öngörünün tutmadığı, tam tersine yerellerin ulusallardan daha hızlı büyüdüğü ve sektörden daha fazla pay aldığı apaçık ortadadır. Bundan sonra değişen bu yeni durum ile yerel perakendecilerimizin ve üretici, tedarikçi firmalarımızın beraber daha fazla işbirliğine giderek her iki taraf için de “kazan kazan” ilkesinin ön planda olduğu güç birlikleri oluşacağından eminim. Yeni yılın sağlık, mutluluk, huzur ve bereketli kazançlar getirmesi dileklerimle…
HABERİNİZ OLSUN Sitemize üye olun, gelişmelerden anında haberiniz olsun.
STK'lar ne işe yarar?
Alışverişi etkileyen davranışlar
Savunma hattı sağlam olmalı
Sam Walton’un 10 altın kuralı
Arazilerin parçalanmasını önlemek şart!
Değerler
Bizi biri düşündürmesin!
Marka Oluşturma ve Pazarlama
Şekerleme ürünlerine genel bir bakış
İlle de Paco Underhill mi yazması lazım?
3 boyutlu perakende yönetimi
Süt kanser yapar mı?
Dünyamızı ısıtanlar cezasız kalmayacak
2012'de Gıda Perakende sektörü
Perakendede motivasyon ve eğitim
Boyner milleti aptal sanıyor
Avrupa ekonomisini silahla düzelmez
ABD'de büyüme pozitif!
Büyümeden herkes aynı ölçüde ...
Ergenekon büyürken uyuyamam
Borç komiseri
Büyümenin kaynakları
AB'de temel sorunlar çözüm bekliyor
Krizin üçüncü aşaması
3x10'luk ekonomi iyi midir?
Hayır! Sayın Rahmi Koç kriz teğet .....
5 yıl yemeden içmeden yaşayan adama ...
1 euro 1 dolar olur mu?
Polis ve TSK: Bir mukayese
2105’te %79’u kentte yaşayacak
Honeywell krizi fırsata dönüştürdü
Girişimciye kız verilir mi?