L.C. Waikiki ile aynı çatı altında üretim yapan Özen Mensucat Genel Müdürü Dr. Ahmet Temiroğlu, yöneticiliğin yanında akademik birikimini iş hayatı tecrübesiyle birleştirip paylaşan bir yazar. Özellikle işletmeler için kaleme aldığı, yöneticilik, pazarlama, insan kaynakları ve üretim süreçleri ile makaleleri ile dikkat çekiyor. Temiroğlu Hoca ile işte ilgi alanları üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.
Hocam, işletme sahipleri ve yöneticiler için “yönetim” çok fonksiyonlu, bilimsel derinliği olan, vizyona dayanan bir eylem olarak mı algılanıyor yoksa daha çok “maçı idare ediyoruz” anlayışı mı hâkim?
Maçı idare ediyoruz ifadesi belki çok iddialı, mesele bu kadar kaba değil elbette. Çok ciddi işler başarmış insanlar var. Eski şartlarla yeni şartlar arasında büyük farklar var. Büyük firmalara bakalım. Eski tip iş adamları şöyleydi: 1- Girişkenler. 2- Zekiler. 3-Çalışkanlar. Eskiden bunlar yeterliydi. Günümüzde de bu üçü gerekli ama yeterli değil. Şimdi bilgi de gerekiyor. Dünya globalleşti, rakipler eskiden kâra ortaktı şimdi rakipler sizi pazardan silme derdinde. Yok edici rekabet deniyor buna. Bilgi elbette pahalı. Makine alır gibi alınmıyor. Firmalar bilgi sahiplerini istihdam etmeliler. Bu da kurumsallaşmayla mümkün. İşletmelerin en büyük düşmanı her şeyi bildiğini düşünen patrondur. Kurumsallaşmada en önemli nokta ehil eğitimli insanları işe adapte etmek.
Türkiye’deki yaygın işletmecilik anlayışı ‘rekabet’i doğru anlıyor mu? Liberal bir dünyada rekabet basit bir “daha kaliteli hizmet - daha ucuz ürün” olmasa gerek?
Rekabette artık şekli değişti. Artık öldürücü rekabet var. Müşteri olan iş yerleri tedarikçiye de fiyat baskısı yaparak rekabet gücü elde etmeye çalışıyor. Oysa müşteri ile de tedarikçi ile de stratejik iş birliği yapmalıdır. Merkezde sadece fiyat ve kalite olmamalı. Amaç, son alıcıya sürekliliği sağlanmış bir hizmet kalitesi sunmak.
Bütün mesele şu: Değer=Fayda/Fiyat’tır. Bu benim sihirli formülümdür. Ticari anlayışımın temeli budur. Çok basit ama hep çalışan klasik bir formüldür. Bizim için amaç değeri artırmaktır. Herkes değer yaratmanın bir yerinde duruyor. Biz bu faydayı artırıp fiyatı ne kadar azaltırsak başarı öyle gelir. Bu noktada satıcı, üretici, tedarikçi işbirliği yapmalı. Ar-ge çalışmaları, projeler, testler yapılmalı. İşletme biliminde bunun uygulamaları çok. Bir birini boğan taraflar olmak yerine böyle yapmak işletmeleri büyütür. Klasik kafayla gidersek bir bakarız bir süre sonra etrafımızda mal satacak kimse kalmamış. Müşteri kaybetmek gibi tedarikçi kaybetmek de kötüdür. Tedarikçilerle uzun soluklu çalışmak onun birlikte büyümek rekabetin en büyüğüdür.
Aile şirketleri Türkiye’de nasıl yönetiliyor? Bu kritik tercihe kültürel kalıplarla piyasa gerçeklerinin savaş alanı diyebilir miyiz?
Aile şirketlerinde de kurumsallaşma sıkıntısı var. Aile bireyi işin uzmanı olmadan işin başına geçebiliyor oysa onun yerine profesyonel birinin gelmesidir doğru olan. Motorola’nın kurucusunun mezartaşında şöyle yazar: Bu mezarda kendisinden daha zeki insanları çalıştıran biri yatıyor… Bilgiye, iş zekasına saygı duymak gerekir. Bir iş yeri kapalı sistem olamaz. Kapalı sistemler kendi için de kaldığı sürece bir süre sonra yok olur. Açık sistemler organik bir şekilde gelişir, büyür. En iyi ben bilirim, en büyük benim diyenler kaybetmeye mahkûmdur. Yenilik de yenilenme de önemlidir. İş yapma şeklimi her yıl değiştiririm. Yeni pazar, yeni ürün, yeni lokasyon… Mutlaka bir yenilik yaparım.
Perakende dünyasını büyük bir resim olarak görürsek müşteri bu resmin neresinde? Perakendeciler müşterinin gücünün farkında mı? Müşteriyi kaybetmek ve kazanmak arasındaki sosyal ve ekonomik maliyet farkını açabilir misiniz?
Günümüzde müşteri artık tartışılmaz bir vakadır ve merkezdedir. Bütün mesele ona değer kazandırmaktır. Bir müşteriyi yakaladıysak kaçırmamak gerekiyor. Müşteriyi elde etmek maliyetlidir. İkincisi müşteriye yeni satın alma alışkanlıkları kazandırmak gerekir. Yeni müşteri elde etmeye çalışmak kadar mevcut olanın da satın alma gücünü maksimum kullanmak gerekiyor. Bir de tabii talep yaratmak lazım. Müşterinin aklında olmayanı üretmek, yeni ihtiyaçlar belirlemek, var olan talepleri çeşitlendirmek hem müşteriye saygıdır hem de büyümenin, farklılaşmanın gereklerinden biridir. Misal iPhone ekranı müşterinin talebiyle oluşmadı, renkli tv de böyleydi. Aklımızda olmayanı gören ve değerlendirenler kazandı.
Doğru personel yönetimi ve kaliteli insan kaynağının rekabet avantajına katkısı nedir? Bu alana yapılan yatırımları “kara delik” olarak gören işletmelerin geleceği nasıl olacak?
Sihirli formülle bakıyoruz yine. Ürün ve hizmetlerimizin kökeninde yetişmiş personel var. 16 yıldır benim işçim, mühendisim değişmedi. Uzun soluklu çalışılan, yetişmiş insan gücü parayla ölçülmez. Dünyanın en iyi ürününü yaparsınız ve servis hizmeti için müşteriye giden kötü bir personel bütün imajı yok eder. Çünkü müşteri her şeye bütünlüklü bakar. Personel eğitimi ve kalitesi bütün üretim sürecinin mütemmim cüzüdür. Bir araştırmadan alıntı yapayım: Bir markanın rekabeti eğer fiyat bazlı ise rakibin reaksiyonu iki ayda gerçekleşiyor. Rekabet yeni bir reklam ve pazarlama avantajı üzerinden gerçekleşirse rakibin buna reaksiyonu en fazla bir yıl sürer.
Yepyeni bir ürün ise söz konusu olan rakipler buna 2 yılda karşılık verebiliyor. Üretim sürecini değiştirmenin rakiplere bedeli ise 3 yıl. Bu sürede yetişmeleri mümkün. Ama rekabet avantajı insan kaynağı eksenli ise buna reaksiyon 7 yıl sürer. Gerçek ve fark yaratan bir rekabet için insan kaynaklarına bilimsel yöntemlerle bakmalıyız.
AHMET TEMİROĞLU KİMDİR?
ÇERSAD Yön. Kur. Üyesi ve Özen Mensucat Genel Müdürü. Kimya Mühendisliği mezunu olan Ahmet Temiroğlu pedagoji sertifikasına da sahip. İşletme İktisadı Enstitüsünde İşletmecilik İhtisas Eğitimi de aldı. L.C. Waikiki grubuna ait Özen Mensucat’ın Genel Müdürlüne getirildi. Özen Mensucat, 2002 yılında TÜSİAD-KALDER’in verdiği Ulusal Kalite Başarı Ödülü’nü kazandı. Ahmet Temiroğlu 2002 yılında, “yılın işletmecisi” ödülüne layık görüldü. “Stratejik Yönetim ve Organizasyon” konusunda doktora yapmış olan Temiroğlu, Toplam Kalite Yönetimi konusunda da uzmandır.
Retail News
HABERİNİZ OLSUN Sitemize üye olun, gelişmelerden anında haberiniz olsun.
STK'lar ne işe yarar?
Alışverişi etkileyen davranışlar
Savunma hattı sağlam olmalı
Sam Walton’un 10 altın kuralı
Arazilerin parçalanmasını önlemek şart!
Değerler
Bizi biri düşündürmesin!
Marka Oluşturma ve Pazarlama
Şekerleme ürünlerine genel bir bakış
İlle de Paco Underhill mi yazması lazım?
3 boyutlu perakende yönetimi
Süt kanser yapar mı?
Dünyamızı ısıtanlar cezasız kalmayacak
2012'de Gıda Perakende sektörü
Perakendede motivasyon ve eğitim
Boyner milleti aptal sanıyor
Avrupa ekonomisini silahla düzelmez
ABD'de büyüme pozitif!
Büyümeden herkes aynı ölçüde ...
Ergenekon büyürken uyuyamam
Borç komiseri
Büyümenin kaynakları
AB'de temel sorunlar çözüm bekliyor
Krizin üçüncü aşaması
3x10'luk ekonomi iyi midir?
Hayır! Sayın Rahmi Koç kriz teğet .....
5 yıl yemeden içmeden yaşayan adama ...
1 euro 1 dolar olur mu?
Polis ve TSK: Bir mukayese
2105’te %79’u kentte yaşayacak
Honeywell krizi fırsata dönüştürdü
Girişimciye kız verilir mi?