14 Haz 2011 (12:29)

'Kişiye özel perakendecilik başlıyor'

“Sosyal demokrat perakendecilik bitiyor, kişiye özel perakendecilik başlıyor”

Prof. Dr. Eser Karakaş yıllardır Türkiye’nin evrensel demokrasinin ve evrensel ekonominin dışında kalmaması için mücadele veren isimlerden biri. Onu TV programlarından ve gazete yazılarından tanıyoruz. İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Eser Hoca’nın ömrü seyahatlerde geçiyor. Haftanın iki günü Türkiye’de, beş günü eş durumundan Avrupa’da bulunuyor. Sayın Prof. Dr. Eser Karakaş ile perakendeyi ve Türkiye’yi konuştuk: 



TBMM’de bekleyen bir yasa var. Büyük mağazalar yasa tasarısı. Küçük esnafı korumak için hazırlanmış bir yasa. Büyük mağazaların taşınmasını öngörüyor. Serbest piyasa koşullarının yasayla düzenlenmesine nasıl bakarsınız?

Bence çok gerek yok. Dünyadaki gözlemimi aktarayım. Büyük mağazacalık döneminin artık biteceğini öngörüyorum. Bundan 30 yıl önce olduğu gibi ‘kahraman bakkal süpermarkete karşı’ dönemi kapanmıştır. Çünkü gelir düzeyi yükseldikçe dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de insanlar ağırlıklı olarak kendi zevklerine yönelecekler. Salam alacaksa mezeciye, şarküteriye gidecekler. Dünyada eskiden her gelir grubundan insan büyük marketlere yöneliyordu. Bir işçi ile patron aynı markette karşılaşıyordu. Perakende daha sosyal demokrattı. Ama artık bu değişmeye başladı. Artık insanlar tüketimlerini daha spesyal yerlerden yapıyor. Zengin kişiler artık en iyi meyveyi manavdan alıyor. Yani perakendede butikleşme var artık. Zengin insanlar anonim olmayı sevmiyor. Ben bunu net gözlemliyorum. Bakın İstanbul’un zengin semtlerine küçük manavlar, mezeciler yeniden eski günlerine dönüyor. Bu çok doğaldır. Zengin bir insan lakerda alacaksa bunu marketten almayacak, gidip yerinden alacak. Yani büyük mağazaların taşınması tartışması yavaşça aşılıyor. Yasaya gerek kalmadan büyük marketler kentin kenarlarına taşınacaklar. Piyasa onları buna zorlayacak. Kadıköy çarşısı marketlerden daha önemli olacak.

Türkiye’de perakende sektörünü genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben yurtdışında yaşıyor sayılırım. Haftanın iki günü buradayım, beş günü dışarıdayım. Perakende sektörü Türkiye’de çok başarılı. Türk firmaları Avrupa’ya göre daha müşteri odaklı, müşteriye daha yakın. Yurtdışında La Fayette türü büyük mağazalar devri bitiyor. Konfeksiyon tarzı büyük işler bitiyor, terziler yeniden doğuyor. Geçenlerde Paris’te gördüm, sadece bikini satan mağaza var. Mayo bile yok. Sadece bikini… Onun müşterisi artık La Fayette’e gidip mayo almıyor. Tematik mağazalar yayılıyor. Türkiye’de de böyle olacak.

AVM’ler ve perakende sektörü Türk tüketicisini nasıl sosyalleştiriyor?

AVM’lerin Türkiye için uzun bir geleceği olacağını sanmıyorum. Ama Anadolu için söylemiyorum. Anadolu’da AVM’ler sosyalleşme aracı haline geldi. Oraya gidip geziyor Türk insanı, alışveriş yapıyorsa yapıyor, bir tanıdığını görüyor, kahve içiyor, evinden çıkmış oluyor. Aile gezisi yapıyor. Ama yukarıda söylediklerim AVM’ler için de geçerli olacak. Önümüzdeki yıllarda butik mağazacılık yeniden gelişecek. Örneğin Louis Vuitton AVM içinde artık mağaza açmayacak. Kendi mağazasını açıp kendi farkındalığını yaratacak. AVM’nin içinde yer almamayı tercih edecek. Zengin ve farklı müşteriler artık AVM içinde dolaşmayacaklar. Gucci’ye, Hermes’e gidecek, alışverişini yapıp çıkacak. Ama Anadolu için AVM’ler sosyalleşme aracı olduğu için biraz daha orada o süreç devam edecek. Ama İstanbul’un, Ankara’nın zenginlerinin sosyalleşmeye ihtiyacı yok. Onlar yakında AVM’ye gitmeyecek. Ama Anadolu insanı bir süre daha gitmeye devam edecek. Perakendeyi bir süre daha bu yolla besleyecek.

eserkarakasbuyuk

Dünya ticaretine eklemlenebiliyor mu bizim esnafımız? Perakendecimiz?

Para kazanmanın iyi bir şey olduğuna dair bir anlayış bizde yakın tarihe kadar çok yerleşik değildi. Kayseri ile başladı, Konya ile başladı. Türkiye’de hala pre-kapitalist bir anlayış var. Hala söz üzerinden ticaret yapan yerlerimiz, işadamlarımız var. Anadolu’daki birikim ilk defa Türkiye’de tüccar düzeyinde Avrupa ile iş yapmaya başladı. Dünya ile ticaret yapmaya başlayınca para kazandılar. Para kazandıkça dünyaya daha çok açıldılar. Dünya ile ticaret yapma mecburiyeti Türkiye’de kapitalist anlayışı geliştirdi.

Bu yazılı kurallar ekonomi kültürünü ve barışı da geliştiriyor değil mi?

Ticaret iradi ilişki gerektirir. Ticaret iki tarafın refahını geliştirdikçe barışı da getirir. Çünkü savaşta ticaret olmaz, barışta olur. Ben artık tersten bakıyorum. Demokrasi ticareti geliştirecek. Ticaret demokrasiyi geliştirmişti. Şimdi tersi oldu. Ticaret demek, belirli kuralların egemen olması demektir. Çek kanunu, ticaret kanunu, hukuk olmaz ise ticaret olmaz. Batı bu nedenle ticaret üzerinden hukuk devletini dayatıyor bize. Müslüman dünyası şimdiye kadar dünya ticaretinin dışında kalmıştı. Batı şimdi o ticaret hukukunu doğuya getiriyor. Mısır’a, Suriye’ye… Onlara onu yerleştirecek ki mal satsın, iş yapsın.

Ticaretin genel kurallarını anayasa, perakendenin kurallarını diğer yasalar kabul edersek ekonomi için darbe nedir?

Evrensel hukukun dışında kalmaktır. Ortak rekabet hukukunun kurulduğu bir dünyada sistemin içindesiniz. Bunun dışında kalırsanız darbe budur. Ama dünya artık ülkelere bu izni vermiyor. İşte görüyorsunuz Libya’ya vermiyor, Mısır’a vermiyor. Mısırlı bir fellaha teknolojik ürün satabilmesi için oraya evrensel hukuk ve ticareti yerleştirmesi gerekir. Eskiden dışa kapalı olsa da kendi dediğini yapan bir ülkeye ses çıkarmıyorlardı. Şimdi dış dünyaya kapalı ülkeleri istemiyorlar. Çünkü insanlara mal satamıyor. Türkiye için de geçerli bu.

Ticaret ve perakende ileri demokrasiye bu anlamda mı katkı sağlar öyleyse?

Evet. Demokrasinin yaygınlaşması perakendeye ve ticarete katkı sağlayacak. Anadolu insanı işte bu yüzden AK Parti’ye destek veriyor. Darbeyi bu nedenle artık Türk insanı istemiyor. Bakın, darbenin olduğu yerde hukuk olmaz. Hukukun olmadığı yerde ticaret olmaz. Perakende olmaz. Türkiye sonuna kadar demokrasiyi istiyor. Çünkü yavaş yavaş insanlar bunun farkına varıyor. Mal alıp çek veriyorum. Siz o çeki tahsil edemezseniz orada hukuk yok demektir. Bugüne kadar olaya şöyle baktık: Önce ekonomik gelişme sonra demokrasi. Hayır, artık bu değişti. Önce demokrasi sonra ticaret.

12 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye’de ne değişmeli? Ne yapılmalı?

Anayasa. Avrupa Birliği ile olan ilişkiler ve anayasa. Anayasa değişmeli ve AB ile olan ilişkiler gelişmeli. Çok açık söylüyorum; Kenan Evren’in yaptığı bir anayasaya rağmen AB bizimle müzakere başlattıysa bu bize büyük jesttir.

Retail News/ Özel Haber


Ad : * Yorum yap
E-posta :
metin : *

 
Üye Ol

HABERİNİZ OLSUN Sitemize üye olun, gelişmelerden anında haberiniz olsun.

Bizi Takip Edin facebook twitter